AU TR
Autr

Autr

3 ay önce

Küresel Enerji Dönüşümünde Nükleer Rönesans: Yapay Zeka ve Enerji Güvenliği Yeni Çağı Tetikliyor

Küresel Enerji Dönüşümünde Nükleer Rönesans: Yapay Zeka ve Enerji Güvenliği Yeni Çağı Tetikliyor
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, dünya genelinde nükleer enerjinin "altın çağına" girdiğini ve 2025 yılının nükleerden üretilen elektrik miktarında rekor bir dönem olacağını duyurdu. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası enerji bağımsızlığı arayışlarının ve iklim hedeflerinin nükleeri yeniden gündeme taşıdığını belirten Birol, bu dönüşümde yapay zeka, klima kullanımı ve elektrikli araçlar gibi faktörlerin tetiklediği artan elektrik talebinin de kilit rol oynadığını vurguladı. IEA verilerine göre, dünya genelinde 70 gigavat (GW) kapasiteli yeni nükleer santral inşaatları devam ediyor ve 40'tan fazla ülke nükleer enerjiye yönelme fırsatlarını değerlendiriyor.

Küresel Yükseliş ve ABD'nin Radikal Dönüşü
IEA raporu, 20 yılı aşkın bir durgunluğun ardından küresel nükleer enerji kapasitesinin 2035'e kadar en az üçte bir oranında artacağını öngörüyor. Bu yükselişi tetikleyen temel güçler arasında jeopolitik hassasiyetlerle güçlenen enerji güvenliği ihtiyacı, iklim değişikliğiyle mücadele ve özellikle yapay zeka veri merkezleri ile elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla gelen elektrik talebindeki patlama gösteriliyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte, Washington yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımları 'zaman kaybı' olarak nitelendirip nükleer enerjiyi 'daha Amerikan' olarak tanımlayarak büyük bir politika değişikliğine gitti. ABD, mevcut nükleer kapasitesini önümüzdeki 25 yılda dört katına çıkarma hedefiyle idari emirler yayınlarken, Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararı gibi adımlarla da dikkat çekti.

Avrupa'da Nükleer İttifak Güçleniyor, SMR'lar Parlıyor
ABD'deki bu köklü değişimin yanı sıra, Avrupa'da da nükleer enerjiye yönelik olumlu bir dönüşüm yaşanıyor. Fransa'nın liderliğinde nükleer yanlısı bir ittifak güçlenirken, Belçika ve İtalya gibi ülkeler nükleer enerjiye geri dönüş sinyalleri veriyor. Almanya gibi nükleer karşıtı cephenin önemli üyelerinde bile yumuşama işaretleri görülüyor. Ancak AB'nin bu alandaki yerel üretim kapasitesi ve Çin veya Rus tasarımı reaktörlere olan dışa bağımlılık soruları da gündemdeki yerini koruyor. Nükleer enerjinin geleceğinde küçük modüler reaktörler (SMR'ler) ise yeni bir yıldız olarak parlıyor. Geleneksel santrallere göre daha küçük, hızlı ve uygun maliyetli inşa edilebilir olmaları SMR'ları cazip hale getiriyor. Gelişmiş ekonomilerin bu pazarda önemli pay sahibi olması beklenirken, Çin de 2050'ye kadar 35 GW SMR kurulumu hedefliyor.

Türkiye'nin Nükleer Yolculuğu Hızlanıyor
Türkiye de enerji portföyüne nükleeri eklemek için yoğun çaba harcayan ülkeler arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin devreye girmesiyle enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir adım atılacak. Akkuyu'nun yanı sıra Sinop ve Trakya'da kurulması planlanan santraller için Kanada, Rusya, Çin ve Güney Kore gibi ülkelerle görüşmeler sürdürülüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küçük modüler reaktörlere yönelik yasal düzenlemelerin de yeni yasama döneminde meclis gündemine gelmesini hedeflediklerini açıklayarak Türkiye'nin nükleer enerji alanındaki kararlı adımlarını pekiştirdi.