AU TR
Autr

Autr

1 gün önce

Küresel Düzende Yeni Normal: Venezuela Müdahalesi ve Güç Projeksiyonunun Yükselişi



Kovid Sonrası Dönemde Güç Projeksiyonunun Normalleşmesi
04 Ocak 2026 tarihinde yaşanan ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoyma operasyonu, dünya genelinde yeni bir jeopolitik eğilimin dikkat çekici bir örneği olarak ortaya çıktı. Kovid-19 salgınının ardından küresel sistemde büyük güçlerin, uluslararası düzenin kurumsal sınırlarını ikinci plana atarak doğrudan güç projeksiyonuna yönelmesi giderek daha "normal" bir hal alıyor. Bu hamle, tek başına Güney Amerika odaklı bir gelişme olmaktan öte, uluslararası siyasette köklü bir dönüşümün parçası olarak yorumlanıyor.

İkinci Trump Dönemi ve Dış Politikada Köklü Değişim
Özellikle Donald Trump'ın olası ikinci başkanlık döneminin başlamasıyla birlikte, ABD dış politikasında meşruiyet temelli liderlikten caydırıcılık temelli liderliğe doğru kritik bir geçiş gözlemleniyor. Bu süreçte NATO, Birleşmiş Milletler gibi çok taraflı yapılar ve bölgesel diplomatik mekanizmalar karar alma süreçlerinde daha sınırlı bir rol üstlenirken, yürütme erkinin doğrudan ve hızlı müdahaleleri ön plana çıkıyor. Kovid-19'un yarattığı küresel ekonomik ve siyasal kırılmalar; olağanüstü para politikaları, kamu borcundaki sıçrama ve tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılması gibi etkenlerle devlet kapasitesini ve stratejik özerklik kavramını yeniden tanımladı. Bu yeni paradigma, kriz yönetiminde çok taraflılığı yavaş ve maliyetli bir araç olarak görmeye meyilli.

Venezuela Örneği: Enerji Jeopolitiği ve Sistematik Riskler
Venezuela'ya yapılan müdahale, enerji jeopolitiği, bölgesel istikrar ve iç politika mesajlarının kesişim noktasında okunuyor. Ülkenin sahip olduğu zengin petrol rezervleri, Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler ve ABD'nin Batı Yarımküre'deki etki alanını yeniden şekillendirme arzusu, bu operasyonun stratejik arka planını oluşturuyor. Geleneksel diplomasi yollarının aksine, hızlı sonuç alma ve düşük diplomatik maliyet algısıyla yürütülen bu tür operasyonlar, kısa vadede etkin görünse de, orta ve uzun vadede uluslararası sistem için ciddi sistematik riskleri beraberinde getirme potansiyeli taşıyor.

Küresel Piyasalar ve Belirsizliğin Kalıcı Etkisi
Jeopolitiğin sertleşmesi ve güç kullanımının artması, 2025'ten itibaren finansal piyasalarda da belirgin karşılıklar buldu. Ülke risk primleri, enerji fiyatları ve savunma harcamaları arasındaki korelasyon güçlenirken, belirsizlik primi küresel ekonominin kalıcı bir unsuru haline geldi. Gücün daha sık ve doğrudan kullanıldığı bir dünya, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünya demek. Bu durum, sadece müdahaleye maruz kalan ülkeleri değil, aynı zamanda müdahaleyi gerçekleştiren aktörleri de uzun vadede etkileme potansiyeli taşıyor. Gücün sınırlarının göz ardı edilmesi, uluslararası sistemde kalıcı stratejik maliyetler üretebilir ve istikrarın nasıl korunacağı sorusunu yanıtsız bırakabilir.