Günün Konuları (154)
TCMB Verisi: Reel Sektörün Döviz Açığı Mayıs'ta Belirgin Azaldı
Türkiye'nin tıbbi ve aromatik bitki ihracatı güçlü: ABD pazarında marka haline gelen kekik gelir kaynağı olmaya devam ediyor.
Bakan Bolat'tan TÜSİAD görüşmesi sonrası reel sektör vurgusu: Ekonomi politikaları güçlendirilecek
Kapasite Kullanımı 3 Ayın Düşüğünde: Yatırımcılar İçin Ne Anlama Geliyor?
Milli Savunma Bakanlığı'ndan Kanal İstanbul Projesi Hakkında Güvenlik Değerlendirmesi Açıklaması
TÜRKSAT'ın Küresel Kapsama Alanı ve Yeni Veri Merkezi Yatırımcılar İçin Stratejik Fırsatlar Sunuyor
İran-ABD arasında diplomatik temas trafiği piyasaların radarında
İngiltere enflasyonu 16 ayın en düşük seviyesine geriledi: BoE kararları ve sterlin üzerindeki etkiler
Temmuz Ayı İmalat Sanayii Yatırım Beklentilerindeki Yavaşlama Sinyalleri
Kapasite Kullanım Oranı 11 Ayın En Düşük Seviyesine Geriledi
Suudi Arabistan'a Nükleer Anlaşma Onayı İddiası
THY Stratejik Adımlarla Eğitim Altyapısını Güçlendiriyor ve Sürdürülebilirlik Yatırımlarına Adım Atıyor
Goldman Sachs, Avrupa doğalgaz fiyat beklentilerini yukarı yönlü revize etti
Musk, yapay zeka ile kendi Odyssey filmini üreteceğini açıkladı
ABD İran'ın Nükleer Tesislerini Hedef Almak İçin Bahane Arıyor
AMD ile Anthropic Arasında Yapay Zeka Altyapısı İçin Stratejik Yatırım ve Çip Tedarik Anlaşması
Ulaştırma ve Altyapı Dergisi AR-GE ve İnovasyon Odaklı Yeni Sayısını Yayımladı
Elektrik Üretiminde Hidrolik Enerjinin Liderliği Yatırımcılar İçin Kritik Ekonomik Gösterge
Avupa'da Isınma Faturası Milyarlarca Euro: Ekonomi ve Altyapı İçin Alarm Zilleri Çalıyor
Hazine'den 3,9 Milyar Dolarlık Tahvil ve Kira Sertifikası İhracı Gerçekleştirildi
Dijital Ekonomide Belirsizlik Yaratan Düzenlemeler Yatırımcıları Endişelendiriyor
Bütçe açığı 1 trilyon liraya yaklaştı, faiz harcaması yatırımları 5,5 kat aştı
Petroldeki Yükseliş Emtia Fonlarını Gündeme Taşıyor, Ancak Seçim Yaparken Portföy İçeriğine Bakmak Şart
Tahıl Piyasalarında Çoklu Baskı: Fiyatlar Yükseliş Trendinde
Altın Fiyatları İki Haftanın Zirvesinde: Yatırımcılar Fed Kararına Odaklandı
Altın ithalat kotası mücevher ihracatını çökertti, 20 milyar dolarlık ihracat potansiyeli tehlikede
İhracat kaybının arkasındaki temel faktör, 2023 yılında cari açığı kontrol altına almak amacıyla devreye alınan altın ithalat kotası. Kota uygulaması, uluslararası altın fiyatları ile Türkiye iç piyasasındaki altın fiyatları arasında kilogram başına zaman zaman 15 bin dolara ulaşan devasa bir fiyat farkı yarattı. Türk mücevher üreticisi kilogram başına ortalama 4 bin 500 dolarlık işçilik katma değeri üretirken, kota kaynaklı maliyet farkı bu katma değerin üç katına kadar çıkıyor. Son dönemde fiyat farkının azaldığı görülse de, sektördeki belirsizlik ortamı ihracatın toparlanmasını engelliyor.
Uluslararası alıcılar, sipariş verdikleri tarih ile teslim tarihi arasında maliyetlerde yaşanabilecek olağanüstü dalgalanmaları öngöremiyor. Bu belirsizlik, Çin, İtalya ve Endonezya gibi rakip ülkelere büyük avantaj sağlıyor. Uzun yıllar ve büyük emeklerle oluşturulmuş müşteri portföyleri hızla kaybediliyor. Uluslararası ticarette güven ve süreklilik unsurları kaybedildiğinde, yeniden kazanılması yıllar alıyor.
Kota uygulamasının beklenen cari açığı azaltma etkisini göstermediği, ancak sektörün rekabet gücünü tamamen ortadan kaldırdığı görülüyor. 2021 yılında 700 milyon dolar seviyesinde olan bitmiş takı ithalatı 2024'te 6,6 milyar dolara yükseldi. Türkiye, eski net ihracatçı konumundan net ithalatçı konumuna geriledi. Dahilde İşleme Rejimi'ndeki kapasite kısıtlamaları, ithalat izin süreçlerindeki gecikmeler ve bürokratik engeller de sektörü daha da zorluyor.
Kota kaynaklı fiyat farkı, yalnızca ihracatı değil kayıt dışılığı da besliyor. Kilogram başına oluşan milyarlarca dolarlık rant, kaçak altın ticaretinin önünü açıyor. Devlet bu konuda operasyonlar yürütse de, asıl zararı yasal çalışan mücevher sektörü görüyor.
İhracattaki mevcut trendin devamı halinde yıl sonunda yaklaşık 7-8 milyar dolar ihracat ve 100 ton civarında üretim hacmi bekleniyor. Sektörde kota öncesi 250 bin civarında olan istihdam ise yüzde 30-35 oranında azaldı. Nitelikli iş gücü kaybı, sektörün geleceğine yönelik en kritik risk unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Sektör temsilcileri, kota uygulamasının en kritik yatırım dönemine denk geldiğini vurguluyor. Fabrikalar kapatıldı, dört kuşaktır süregelen aile şirketleri umutsuzluk içinde. Sektörün mevcut altyapısı, tasarım kapasitesi ve katma değerli üretim gücü göz önüne alındığında, kota olmaksızın 20 milyar dolarlık bir ihracat potansiyelinden bahsetmek mümkün.
Sektörün yeniden toparlanabilmesi için altın ithalat kotasının kaldırılması, Dahilde İşleme Rejimi'ndeki kısıtlamaların azaltılması, Altın Esaslı Muhasebe sistemine geçilmesi ve ihracat desteklerinin yeniden aktif hale getirilmesi gerekiyor.
Piyasa Etki Analizi
Bu gelişmenin döviz ve altın yatırımcıları açısındanbirden fazla önemli etkisi bulunuyor. Altının iç piyasada uluslararası fiyata göre işlem gördüğü bir ortam, altında yurt içi primin veya iskontonun sürdürülebilirliğini zora sokuyor. Altın kotası nedeniyle oluşan fiyat farkı, iç piyasada yapay bir arz-talep dengesizliği yaratıyor. Kaldırılmaması halinde kayıt dışı akışlar ve kaçakçılık, piyasadaki likidite akışını öngörülemez kılıyor.
Mücevher sektöründeki gerileme, Türkiye'nin cari açığına olumsuz yansıyor. Net ithalatçı konumuna geçiş, döviz talebini artırıyor ve Türk lirası üzerinde değer kaybı yönünde baskı yaratabilir. İhracat gelirlerindeki bu büyük kayıp, Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini destekleme kapasitesini de doğrudan etkiliyor.
Diğer taraftan, kota uygulamasının kaldırılmasına yönelik beklentiler güçlenirse, altın ithalatında normale dönüş yaşanması iç piyasada ons altınla paralel hareketi sağlayabilir. Bu da yatırımcılar için daha şeffaf ve öngörülebilir bir fiyat oluşumu anlamına gelir. Kaldırılma beklentisi, kısa vadede altın pozisyonlarında belirsizlik yaratırken, uzun vadede piyasa disiplini açısından olumlu bir sinyal olarak okunabilir.
Sektördeki istihdam kaybı ve üretim daralması, genel ekonomik aktivite üzerinde de baskı yaratıyor. Bu da enflasyonla mücadele sürecinde talep tarafında bir soğumaya işaret edebilir.