Günün Konuları (154)
S&P Dow Jones'tan Türkiye Hisseleri İçin Uyarı: Piyasa Statüsü Gözden Geçirilmeye Alındı
MSCI'dan Türkiye Piyasalarına Üçüncü Uyarı: Fon Düzenlemeleri ve Fiili Dolaşım Riski
ABD Havayolu Şirketlerinin Yakıt Harcamalarında Keskin Yükseliş
Yeni Zelanda Merkez Bankası Faiz Kararını Açıkladı: Küresel Para Politikalarında Sıkılaşma Sinyalleri Devam Ediyor
Uluslararası Endeks Sağlayıcıdan Türkiye Piyasalarına Kritik Uyarı
Kanada Liderliğindeki 100 Milyar Sterlinlik Savunma Bankası Türkiye'yi de Kapsıyor
Orta Doğu Gerilimi Piyasalarda Yeni Fiyatlama Dalgası Yarattı, Gözler Fed Tutanaklarında
Savaş Etkisi Enerji Devinin Karını Besledi: Shell'den Güçlü Çeyrek Performansı
HAVELSAN'dan NATO Pazarında Genişleme Sinyali: Teknoloji Transferi Hız Kazanıyor
Türkiye ve Kanada Arasında Serbest Ticaret Müzakereleri Resmen Başladı
NATO'dan 2026 Savunma Harcaması Projeksiyonu: Rekor Seviyeye Ulaşacak
NATO Zirvesi’nde Trump’ın Hedefleri ve Savunma Harcamaları Gerilimi
Trump CAATSA Yaptırımlarını Kaldıracaklarını Açıkladı: F-35 ve Savunma İlişkilerinde Yeni Sayfa
Google ve Büyük Yatırımcılardan Alman Füzyon Girişimine Yeni Kaynak Akışı
Türkiye-Kanada STA Müzakerelerinin Resmi Olarak Başlaması Yatırımcıların Gündeminde
AB Kotası Çelik İhracatımızda Ciddi Bir Kayıp Yaratabilir
NATO'nun Savunma Harcamalarını Artırma Kararları: Yatırımcılar İçin Yeni Fırsat Alanları
HSBC'nin Türkiye Stratejisi: Bireysel Bankacılıkta Çıkış Sinyalleri
NURULLAH GÜR
Sosyal Yardım Ödemeleri Memur Maaş Katsayısına Endeksli Yükseldi
Euro Bölgesi Büyümesi Zayıf Kalırken Beş Ekonomi Ayrışıyor: Yatırımcılar İçin Farklı Senaryolar
Tesla ve Esyasoft'tan Küresel Çapta 15 GWh'yi Aşan Enerji Depolama Ortaklığı
ABD'nin dış ticaret açığında 16 ayın en yüksek seviyesi
Petrol Arzında Yeni Kaynak: Kazakistan'ın Büyük Hamlesi
Temmuz kira zam oranı belli oldu
Altın ithalat kotası mücevher ihracatını çökertti, 20 milyar dolarlık ihracat potansiyeli tehlikede
İhracat kaybının arkasındaki temel faktör, 2023 yılında cari açığı kontrol altına almak amacıyla devreye alınan altın ithalat kotası. Kota uygulaması, uluslararası altın fiyatları ile Türkiye iç piyasasındaki altın fiyatları arasında kilogram başına zaman zaman 15 bin dolara ulaşan devasa bir fiyat farkı yarattı. Türk mücevher üreticisi kilogram başına ortalama 4 bin 500 dolarlık işçilik katma değeri üretirken, kota kaynaklı maliyet farkı bu katma değerin üç katına kadar çıkıyor. Son dönemde fiyat farkının azaldığı görülse de, sektördeki belirsizlik ortamı ihracatın toparlanmasını engelliyor.
Uluslararası alıcılar, sipariş verdikleri tarih ile teslim tarihi arasında maliyetlerde yaşanabilecek olağanüstü dalgalanmaları öngöremiyor. Bu belirsizlik, Çin, İtalya ve Endonezya gibi rakip ülkelere büyük avantaj sağlıyor. Uzun yıllar ve büyük emeklerle oluşturulmuş müşteri portföyleri hızla kaybediliyor. Uluslararası ticarette güven ve süreklilik unsurları kaybedildiğinde, yeniden kazanılması yıllar alıyor.
Kota uygulamasının beklenen cari açığı azaltma etkisini göstermediği, ancak sektörün rekabet gücünü tamamen ortadan kaldırdığı görülüyor. 2021 yılında 700 milyon dolar seviyesinde olan bitmiş takı ithalatı 2024'te 6,6 milyar dolara yükseldi. Türkiye, eski net ihracatçı konumundan net ithalatçı konumuna geriledi. Dahilde İşleme Rejimi'ndeki kapasite kısıtlamaları, ithalat izin süreçlerindeki gecikmeler ve bürokratik engeller de sektörü daha da zorluyor.
Kota kaynaklı fiyat farkı, yalnızca ihracatı değil kayıt dışılığı da besliyor. Kilogram başına oluşan milyarlarca dolarlık rant, kaçak altın ticaretinin önünü açıyor. Devlet bu konuda operasyonlar yürütse de, asıl zararı yasal çalışan mücevher sektörü görüyor.
İhracattaki mevcut trendin devamı halinde yıl sonunda yaklaşık 7-8 milyar dolar ihracat ve 100 ton civarında üretim hacmi bekleniyor. Sektörde kota öncesi 250 bin civarında olan istihdam ise yüzde 30-35 oranında azaldı. Nitelikli iş gücü kaybı, sektörün geleceğine yönelik en kritik risk unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Sektör temsilcileri, kota uygulamasının en kritik yatırım dönemine denk geldiğini vurguluyor. Fabrikalar kapatıldı, dört kuşaktır süregelen aile şirketleri umutsuzluk içinde. Sektörün mevcut altyapısı, tasarım kapasitesi ve katma değerli üretim gücü göz önüne alındığında, kota olmaksızın 20 milyar dolarlık bir ihracat potansiyelinden bahsetmek mümkün.
Sektörün yeniden toparlanabilmesi için altın ithalat kotasının kaldırılması, Dahilde İşleme Rejimi'ndeki kısıtlamaların azaltılması, Altın Esaslı Muhasebe sistemine geçilmesi ve ihracat desteklerinin yeniden aktif hale getirilmesi gerekiyor.
Piyasa Etki Analizi
Bu gelişmenin döviz ve altın yatırımcıları açısındanbirden fazla önemli etkisi bulunuyor. Altının iç piyasada uluslararası fiyata göre işlem gördüğü bir ortam, altında yurt içi primin veya iskontonun sürdürülebilirliğini zora sokuyor. Altın kotası nedeniyle oluşan fiyat farkı, iç piyasada yapay bir arz-talep dengesizliği yaratıyor. Kaldırılmaması halinde kayıt dışı akışlar ve kaçakçılık, piyasadaki likidite akışını öngörülemez kılıyor.
Mücevher sektöründeki gerileme, Türkiye'nin cari açığına olumsuz yansıyor. Net ithalatçı konumuna geçiş, döviz talebini artırıyor ve Türk lirası üzerinde değer kaybı yönünde baskı yaratabilir. İhracat gelirlerindeki bu büyük kayıp, Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini destekleme kapasitesini de doğrudan etkiliyor.
Diğer taraftan, kota uygulamasının kaldırılmasına yönelik beklentiler güçlenirse, altın ithalatında normale dönüş yaşanması iç piyasada ons altınla paralel hareketi sağlayabilir. Bu da yatırımcılar için daha şeffaf ve öngörülebilir bir fiyat oluşumu anlamına gelir. Kaldırılma beklentisi, kısa vadede altın pozisyonlarında belirsizlik yaratırken, uzun vadede piyasa disiplini açısından olumlu bir sinyal olarak okunabilir.
Sektördeki istihdam kaybı ve üretim daralması, genel ekonomik aktivite üzerinde de baskı yaratıyor. Bu da enflasyonla mücadele sürecinde talep tarafında bir soğumaya işaret edebilir.