Günün Konuları (154)
SPK Yatırımcıları Dolandırıcılık Girişimlerine Karşı Uyardı
Su Krizi ve İklim Göçü: Yatırımcılar İçin Yeni Risk ve Fırsat Alanları
Gelir Grupları Zamanı Nasıl Kullanıyor? Yüksek Gelirli Kesimin Yatırım Odaklı Zaman Ayrımı Dikkat Çekiyor
Kayıp Bitcoin'ler: Milyarlarca Dolarlık Dijital Hazine Nereye Gömüldü?
Reel Sektörün Döviz Açığı Nisan Ayında Genişledi
Akaryakıt ÖTV Zammı: Benzin, Motorin ve LPG Fiyatlarında Öngörülen Artışın Yatırım Piyasalarına Olası Etkileri
Yağışların Arpa Rekoltesi Üzerindeki Etkisi: Üretimde Beklenen Düşüş Fiyat Hareketlerini Nasıl Etkileyebilir?
El Niño Yeniden Kapıda: Yatırımcılar İçin Risk Haritası Çıkıyor – Citigroup Uyarıyor
Enerji Anlaşmaları ve Yatırımcıların Risk Fiyatlaması: Yeni GES Projesinin Ekonomik Yansımaları
Küresel Altın Madenciliği Üretim Raporu: Türkiye'nin Yeri ve Arz Dinamikleri
Akaryakıtta Vergi Ayarlaması: Maliyet ve Enflasyon Etkisi Hesapları
Fed faiz kararını açıkladı: Beklentiler dahilinde sabit tutuldu
Altın Fiyatlarında Ons Hareketliliği ve Yurt İçi Rekor
Bakır ve Demir Cevherinde Çin Baskısı Piyasaları Böldü
Ancak tüm sanayi metalleri aynı şekilde düşmedi. Hürmüz Boğazı çevresindeki sevkiyat riskleri alüminyumu destekledi. Çin'de artan ithalat ve azalan borsa stokları ise nikel fiyatlarını yukarı taşıdı. Çinko ve kalayda ise arz tarafındaki değişimler öne çıktı.
Bakırın üç aylık fiyatı gün içinde yüzde 0,5 civarı düşerek 13 bin 685 dolar civarında işlem gördü. Bu düşüşün arkasında Çin'in net rafine bakır ithalatının bu yılın ilk yarısında yüzde 13 azalarak 1 milyon 374 bin tona gerilemesi var. Bu rakam 2017'den bu yana en düşük ilk yarı rakamı. Yüksek fiyatlar Çinli alıcıları uzaklaştırdı.
Buna karşın bakır stokları sert düşüşü engelliyor. Şanghay'daki bakır stokları son iki buçuk yılın en düşük seviyesine indi. Ülkedeki fiziksel bakır için ödenen ithalat priminin yükselmesi ise talebin toparlanabileceğine dair bir sinyal. ABD'nin olası ithalat vergileri nedeniyle iki ülkenin bakır arzı için rekabeti ise fiyatlarda yeni bir baskı alanı yaratabilir.
Demir cevheri ise ton başına 98,30 dolara gerileyerek 100 doların altında kaldı. Son bir aylık değer kaybı yüzde 2'yi buldu. Çin'de zayıf gayrimenkul sektörü ve yüksek küresel arz fiyatları aşağı çekiyor. Ancak Çin'in haziran ithalatı altı ayın en yüksek seviyesine çıktı. İlk yarı ithalatı da yüzde 6,3 arttı. Bu durum talebin tamamen çökmediğini gösteriyor. Asıl belirleyici unsur ise Çin'deki çelik üretiminin seyri olmaya devam ediyor.
Bakır ve demir cevherinden farklı olarak alüminyum 3 bin 180 dolar seviyesine yaklaştı. Bu desteği Orta Doğu'daki sevkiyat riskleri sağlıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir aksama, Körfez ülkelerinden yapılan alüminyum sevkiyatlarına dair endişeleri artırdı. Çin ise bu açığı yarı mamul ürün ihracatını artırarak kapatmaya çalışıyor.
Nikel de 17 bin 100 doların üzerine çıkarak dayanıklılık gösterdi. Bunun arkasında Çin'in ilk yarıda nikel ithalatını yüzde 58 artırması var. Çin, 2021'deki toplam ithalat miktarını zaten ilk altı ayda geçmiş durumda. Endonezya bu ithalatın yaklaşık üçte birini karşılıyor.
Çinko 3 bin 600 dolar civarında seyretti. Yakın vadeli fiyatın vadeli fiyatın üzerinde olması piyasada sıkı bir fiziksel arz olduğunu gösteriyor. Çin'in net çinko ithalatı ise yüzde 79 azaldı. Yeni devreye giren izabe tesisleri Çin'i rafine çinko konusunda kendi kendine yetezer hale getirdi.
Kalay ise 53 bin doların üzerinde kalmayı sürdürse de günlük bazda geriledi. Myanmar'daki bir madenin üretime başlaması arzı artırdı. Çin'in bu ülkeden yaptığı ithalat üçe katlandı. Bolivya'dan gelen arz da benzer şekilde baskı yaratıyor.
Piyasa Etki Analizi
Bu tablo, metal piyasalarında net bir ayrışmaya işaret ediyor. Bir tarafta Çin'in yavaşlayan bakır ithalatı ve zayıf gayrimenkul sektörü nedeniyle demir cevheri ve bakır üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşuyor. Yüksek fiyatlar alıcıları uzaklaştırıyor. Diğer tarafta ise jeopolitik riskler (Hürmüz Boğazı) ve spesifik arz kısıtlamaları alüminyum ile nikeli destekliyor. Bu durum, yatırımcıların metal bazında ayrı bir değerlendirme yapması gerektiğini gösteriyor. Kısa vadede Çin'in sanayi verileri ve ABD'nin ticaret politikaları belirleyici olacak. Uzun vadede ise arz tarafındaki yapısal değişiklikler (Çin'in kendi kendine yeterliliği, yeni maden kapasiteleri) fiyat dengelerini yeniden kurabilir.