Bütçe açığı 1 trilyon liraya yaklaştı, faiz harcaması yatırımları 5,5 kat aştı

2026 yılının ilk altı aylık döneminde merkezi yönetim bütçesinin açığı 974,8 milyar liraya ulaşarak 1 trilyon lira sınırına dayandı. Gelirlerde hedefin yüzde 47,3'ü, harcamalarda ise yüzde 45,6'sı gerçekleştirilirken, bütçenin nakit performansı zayıfladı. Ocak-Haziran döneminde tahsil edilen gelirin, tahakkuk eden toplam gelire oranı (tahsilat/tahakkuk) geçen yılın aynı dönemine göre sert düşüşle yüzde 63,8'den yüzde 56,8'e geriledi. Bu durum, kamunun alacaklarını toplama kabiliyetindeki ve ekonomideki nakit akışlarındaki soruna işaret ediyor.

Dikkat çekici bir diğer veri ise bütçe harcamalarının yapısı oldu. Dönem boyunca toplam 1,46 trilyon lira faiz ödemesi yapılırken, yatırım harcamaları sadece 267 milyar lirada kaldı. Yani her 1 liralık yatırım harcamasına karşılık 5,5 lira faiz ödemesi yapıldı. Yılın tamamı için öngörülen 2,74 trilyon liralık faiz bütçesinin bu tempo ile aşılma riski bulunuyor. Toplam 6 aylık gelir tahsilatının (7,6 trilyon lira) yüzde 17'sinden fazlası faiz ödemelerine gitti. Yatırımlar için ayrılan ödeneğin çok büyük bir kısmı, köy ve kasaba altyapıları gibi somut projelere değil, ayrıntıları belirtilmeyen "diğer sermaye transferleri" kalemine aktarıldı.

Ekonomi yönetiminin tasarruf ve gelir artırıcı çabaları, ilk altı ayda beklenen verimi gösteremedi. Yıllık gelir hedefinin ancak yarısına yakını tahsil edilebildi. Bütçe açığı aylık bazda istikrarlı bir şekilde 200 milyar liranın üzerinde seyretti; sadece haziran ayında aylık fazla verildi.

Piyasa Etki Analizi
Bu veriler, Türkiye ekonomisinin en kritik sorununu bir kez daha gündeme getiriyor: Yüksek borçlanma maliyetleri ve daralan mali alan. Bütçeden faiz ödemelerinin bu denli yüksek olması, Hazine'nin yeni borçlanma ihtiyacını ve bu borçlanmanın giderek daha yüksek faizlerle yapılacağını gösteriyor. Bu durum, uzun vadeli faiz oranlarının baskı altında kalmasına ve enflasyonla mücadelede mali politikanın destekleyici olmaktan ziyade kısıtlayıcı bir faktör olmaya devam etmesine neden olabilir. Yatırımcılar açısından bakıldığında, faizlerin daha düşük seviyelere gelme beklentilerini erteleyen, döviz ve altın cephesinde ise jeopolitik risklerle birlikte destekleyici bir zemin oluşturabilen yapısal bir sorundur. Yatırım iştahının ve özel sektör büyümesinin önündeki en büyük engellerden biri olan kamu kaynaklarının faize tahsis edilmesi, büyüme potansiyelini de olumsuz etkileyecektir.

Yorumlar (0)

Yorum yazmak ve haberleri beğenmek için lütfen giriş yapın.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

⚠️ Yorumu Şikayet Et

Kapatmak için Esc tuşuna basın.