Elektrik Üretiminde Hidrolik Enerjinin Liderliği Yatırımcılar İçin Kritik Ekonomik Gösterge

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun mayıs ayı sektör raporuna göre, lisanslı elektrik üretiminin yüzde 48,89'u hidrolik santrallerden elde edildi. Doğal gaz yüzde 12,48, linyit yüzde 11,88, rüzgar yüzde 9,86, ithal kömür yüzde 4,54 ve jeotermal yüzde 4,12 oranlarında katkı sağladı. Biyokütle, güneş, taş kömürü, asfaltit ve fuel-oil ise diğer kaynaklar arasında yer aldı.
Türkiye'nin lisanslı elektrik üretimi mayısta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,91 azalarak 23 milyon 939 bin 965 megavatsaat olarak gerçekleşti. Faturalanan elektrik tüketimi aynı dönemde yüzde 7,77 düşüşle 20 milyon 909 bin 586 megavatsaat oldu. Tüketimin yüzde 42'si sanayi, yüzde 26,94'ü mesken ve yüzde 26,79'u kamu ve özel hizmetler sektörü tarafından yapıldı. Aydınlatmanın payı yüzde 1,87, tarımsal faaliyetlerin payı ise yüzde 2,41 olarak kaydedildi.
Tüketici sayısında yüzde 2,51 artışla 52 milyon 408 bin 49'a ulaşıldı. Sanayi tüketicilerinde yüzde 0,30, mesken tüketicilerinde yüzde 2,53, aydınlatma tüketicilerinde yüzde 2,45, kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer tüketicilerde yüzde 2,56 ve tarımsal faaliyet tüketicilerinde yüzde 1,35 artış görüldü.
Lisanslı elektrik kurulu gücü ise yüzde 3 artarak 100 bin 647 megavat oldu. Kurulu gücün yüzde 24,44'ü doğal gaz, yüzde 23,71'i barajlı hidrolik, yüzde 14,79'u rüzgar, yüzde 10,39'u ithal kömür ve yüzde 10,16'sı linyit santrallerinden oluştu. Diğer enerji kaynakları kalan bölümü karşıladı.

Piyasa Etki Analizi
Elektrik üretiminde hidrolik enerjinin baskın konumu, Türkiye'de enerji arz dinamikleri ve enflasyon baskıları için önemli bir göstergedir. Hidrolik santrallerin üretimi hava koşullarına duyarlı olduğu için, üretimdeki dalgalanmalar elektrik fiyatlarında oynaklık yaratarak sanayi maliyetlerini ve genel enflasyonu etkileyebilir. Üretim ve tüketimdeki yıllık düşüş, sanayi aktivitesindeki olası yavaşlamayı veya enerji verimliliği artışını yansıtabilir, bu da Türk lirası üzerinde dolaylı baskılar oluşturabilir ve enerji sektörü hisse senetlerinde tepkilere yol açabilir. Kurulu güçteki artış, gelecekteki kapasite genişlemesine işaret etse de, doğal gaz ve ithal kömür bağımlılığı enerji cari açığını ve küresel enerji fiyat hareketlerine olan hassasiyeti artırır. Dünya piyasaları üzerinde doğrudan etki sınırlıdır, ancak Türkiye'nin enerji ithalatı eğilimleri küresel talep ve fiyat oluşumunda marjinal bir etkiye sahip olabilir.

Yorumlar (0)

Yorum yazmak ve haberleri beğenmek için lütfen giriş yapın.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

⚠️ Yorumu Şikayet Et

Kapatmak için Esc tuşuna basın.