Günün Konuları (154)
Borsa İstanbul güne hafif yükselişle başladı
Altın, zayıf dolar ve gerileyen petrol fiyatlarıyla yükselişini sürdürdü
Bakır fiyatları tarihi zirvesinin hemen altında seyrediyor
JPMorgan TL faiz swapı pozisyonundan kâr elde ederek çıktı
Fed yetkilisi Schmid: Enflasyonu düşürmek için faizlerin daha da yükselmesi gerekebilir
Citi'den Türkiye enflasyonu için zorlu patika uyarısı
TCMB verileri: Reel efektif döviz kuru temmuzda hafif yükseldi
Yapay zeka yatırımları Caterpillar'ı rekorlara taşıdı, sipariş birikimi tarihi zirveye çıktı
analistler türkiye'de faizlerin daha uzun süre yüksek kalması gerektiğini söylüyor
Türkiye Londra ve Dubai'deki belirsizlikleri değerlendirerek zengin yatırımcıları kendine çekmeye çalışıyor
TCMB verilerine göre temmuz ayında Türk lirasının reel gücü arttı
Goldman Sachs: Dolar değer kaybetmezse Türkiye faiz indirimine geçemez
bp'nin ikinci çeyrek kârı beklentilerin çok üzerinde geldi, yüzde 150 arttı
Deutsche Bank'ın altın hedefi yatırımcıların radarında
Dev bankalar altının rotasını çizdi: Yıl sonunda rekor bekleniyor
Petrol fiyatlarında jeopolitik gerilim tavan yaptı: Hürmüz Boğazı uyarısı
Merkez Bankası döviz dönüşüm desteğinde yeni kurallar getirdi
Imalat sektorunde durusma 28 aya ulasti, enflasyon baskisi hafifliyor
Temmuz ihracatı tarihi rekor kırdı ama cari açık baskısı devam ediyor
Lufthansa'nın kârı pilot grevi ve yakıt maliyetleriyle çakıldı
Goldman Sachs Türkiye'de faiz indirimi beklentilerini öteledi
BBVA Research temmuz verileri sonrası yıl sonu enflasyon ve faiz beklentisini korudu
Sanayideki Üretim Kayıpları İç Talebin Zayıflığıyla Derinleşiyor
Gıda sanayinde üretim yüzde 3.1 oranında azalmış olmasına rağmen firmaların fiyatlama gücünü koruması dikkat çekiyor. Sektörün öncü göstergeleri, 2025'in ikinci yarısından itibaren bir toparlanmaya işaret ediyor. Elektrik-elektronik sektöründe ise 2025 Temmuz'dan itibaren kapasite kullanım oranlarında yükseliş trendi başlamış durumda. Bu artış, büyük ölçüde savunma sanayine yönelik üretime odaklanan alt sektörlerdeki yoğun iç siparişlerden kaynaklanıyor.
Tekstil sanayinde yüzde 6'lık üretim kaybı sürerken, 2025'in son çeyreğinde birim başına reel ciroda baz dönemin üzerine çıkılması sektörde bir toparlanma potansiyeli olduğunu gösteriyor. Ancak süreç, fason ağırlıklı üretimi geriletip nitelikli ve markalı üretimleri ayrıştırdı. Giyim ve deri sanayinde ise tablo daha ağır; iki yıllık üretim kaybı yüzde 18'e ulaştı.
Kimya ve plastik sanayisi üretim baz yılının altında kalırken, ağaç ve kağıt sektöründe deprem bölgesinin yeniden inşası kaynaklı belirgin bir talep sıçraması yaşandı. Bu artış üretimi yukarı taşımakla birlikte, sadece deprem kaynaklı olması nedeniyle sektörün kırılgan yapısını vurguluyor.
Ana metal sanayisi 2024'teki kayıplarını telafi ederken fiyatlandırma gücü stabil kaldı. Ancak üretim artışına paralel olarak ithalatta da ciddi yükseliş gözlendi. Bu durum, Çin ve Hindistan menşeli ürünlerin iç piyasada yarattığı fiyat baskısının somut bir göstergesi. Makine ve metal sektöründe ise belirgin bir ayrışma var: Fabrikasyon metal üretimi verimlilik ve ihracatla büyürken, makine üretimi kronik kayıplar ve iç pazar erozyonuyla boğuşuyor.
İnşaat sektöründe deprem etkisiyle 2025'te üretim yüzde 17 gibi yüksek bir oranda artmış ve reel ciro güçlü seyretmiştir. Ancak konut piyasasına dair göstergeler temkinli; reel konut fiyat endeksindeki gerileme devam ediyor.
Piyasa Etki Analizi
Türkiye Piyasalarına Etkisi: Sanayideki bu yapısal üretim kayıpları ve iç talebin zayıflığı, şirket kârlılıkları ve büyüme beklentileri üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir. Özellikle tekstil, makine ve kimya gibi sektörlerdeki kayıplar, ilgili şirket hisselerini ve sektörel fonları olumsuz etkileyebilir. Bununla birlikte, gıda ve savunma sanayi gibi bazı alt sektörlerdeki toparlanma sinyalleri veya fiyatlama gücü, enflasyonla mücadele ve şirket marjları açısından destekleyici bir unsur olabilir. İnşaat sektöründeki deprem kaynaklı yapay artışın süresiz olmaması, geleceğe dair büyüme hesaplarını da dikkatli yapmayı gerektirir. Döviz tarafında, ithal ürünlere olan talebin ve ithalat maliyetlerinin yüksek seyri cari açığı ve dolayısıyla döviz kurunu baskılayıcı bir etken olmaya devam edebilir.
Dünya Piyasalarına Etkisi: Türkiye'deki iç talep kaynaklı üretim zayıflığı, dünya metal ve hammadde fiyatları üzerinde sınırlı bir etki yaratabilir. Ülke, ana metal ve bazı kimya ürünlerinde hem bir üretici hem de net ithalatçı konumunda olduğu için, iç pazardaki gelişmeler küresel fiyatlara doğrudan yön vermekten ziyade, Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünü ve rekabet gücünü etkiler. Özellikle Çin ve Hindistan menşeli ürünlere olan talebin yüksek seyri, bu ülkelerin ihracat hacimlerini destekleyerek küresel talep dengesinde bir etki yaratabilir. Savunma sanayi siparişlerindeki artış ise ilgili global tedarikçiler ve ham madde piyasaları için olumlu bir talep unsuru olabilir.