Günün Konuları (154)
Sanayi politikasında yeni bir yol haritası
Borsadaki Anormal Getiriler ve Olası Manipülasyon Riskleri
Yeşil Jeoekonomi: Küresel Rekabetin Yeni Alanı
Brent petrol, jeopolitik gerilimlerin hafiflemesiyle sert düştü
SpaceX hisselerindeki sert düşüşe Wall Street'ten yeni yatırım aracı
Aramco'dan Asya pazarı için yeni fiyatlandırma planı
Petrol Fiyatları Yükselişe Geçti: Ortadoğu Gerilimi Tırmanıyor
Rusya, tahıl sevkiyatı için gemileri silahlandırmayı planlıyor
Arçelik'te Zarar Serisi Sona Erdi
ABD mortgage faizleri yükselişini sürdürüyor
TCMB'den Yeni Hizmet: Hangi Kurumlarda Hesabım Var?
TEPAV temmuz gıda fiyat verilerini açıkladı
Avrupa'da emekli nükleer santrallerin yeni rolü
Türkiye'nin Latin Amerika ihracatı ilk 6 ayda 2,5 milyar doları aştı
Bakır ve Demir Cevherinde Çin Baskısı Piyasaları Böldü
Yüksek faizler ve enflasyon baskısı Türk bankalarını zorluyor
Merkez Bankası e-Devlet'e yeni bir hizmet ekledi
Yastık altındaki altınlar için yeni dönem: Dijital maden sistemi devreye giriyor
Deutsche Bank'ın ikinci çeyrek bilançosunda beklenenden güçlü sonuçlar
ABD konut fiyatlarında mayıs ayında yıllık artış yüzde 1,1'e ulaştı
Türkiye-Irak ticaretinde yeni hedef: 30 milyar doların üzerine çıkılacak
Rekabetçi bir Türkiye modeli yatırımları nasıl etkiler?
Netflix, İngiltere'de İlk Tercih Sıralamasında BBC'yi Geçti
ABD'de Gıda Fiyatları 50 Yılın Zirvesinde: Enflasyon ve Tüketici Davranışları Değişiyor
Husi Saldırısı Sonrası Aramco Cizan Rafinerisini Kapatma Kararı Aldı
Sanayideki Üretim Kayıpları İç Talebin Zayıflığıyla Derinleşiyor
Gıda sanayinde üretim yüzde 3.1 oranında azalmış olmasına rağmen firmaların fiyatlama gücünü koruması dikkat çekiyor. Sektörün öncü göstergeleri, 2025'in ikinci yarısından itibaren bir toparlanmaya işaret ediyor. Elektrik-elektronik sektöründe ise 2025 Temmuz'dan itibaren kapasite kullanım oranlarında yükseliş trendi başlamış durumda. Bu artış, büyük ölçüde savunma sanayine yönelik üretime odaklanan alt sektörlerdeki yoğun iç siparişlerden kaynaklanıyor.
Tekstil sanayinde yüzde 6'lık üretim kaybı sürerken, 2025'in son çeyreğinde birim başına reel ciroda baz dönemin üzerine çıkılması sektörde bir toparlanma potansiyeli olduğunu gösteriyor. Ancak süreç, fason ağırlıklı üretimi geriletip nitelikli ve markalı üretimleri ayrıştırdı. Giyim ve deri sanayinde ise tablo daha ağır; iki yıllık üretim kaybı yüzde 18'e ulaştı.
Kimya ve plastik sanayisi üretim baz yılının altında kalırken, ağaç ve kağıt sektöründe deprem bölgesinin yeniden inşası kaynaklı belirgin bir talep sıçraması yaşandı. Bu artış üretimi yukarı taşımakla birlikte, sadece deprem kaynaklı olması nedeniyle sektörün kırılgan yapısını vurguluyor.
Ana metal sanayisi 2024'teki kayıplarını telafi ederken fiyatlandırma gücü stabil kaldı. Ancak üretim artışına paralel olarak ithalatta da ciddi yükseliş gözlendi. Bu durum, Çin ve Hindistan menşeli ürünlerin iç piyasada yarattığı fiyat baskısının somut bir göstergesi. Makine ve metal sektöründe ise belirgin bir ayrışma var: Fabrikasyon metal üretimi verimlilik ve ihracatla büyürken, makine üretimi kronik kayıplar ve iç pazar erozyonuyla boğuşuyor.
İnşaat sektöründe deprem etkisiyle 2025'te üretim yüzde 17 gibi yüksek bir oranda artmış ve reel ciro güçlü seyretmiştir. Ancak konut piyasasına dair göstergeler temkinli; reel konut fiyat endeksindeki gerileme devam ediyor.
Piyasa Etki Analizi
Türkiye Piyasalarına Etkisi: Sanayideki bu yapısal üretim kayıpları ve iç talebin zayıflığı, şirket kârlılıkları ve büyüme beklentileri üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir. Özellikle tekstil, makine ve kimya gibi sektörlerdeki kayıplar, ilgili şirket hisselerini ve sektörel fonları olumsuz etkileyebilir. Bununla birlikte, gıda ve savunma sanayi gibi bazı alt sektörlerdeki toparlanma sinyalleri veya fiyatlama gücü, enflasyonla mücadele ve şirket marjları açısından destekleyici bir unsur olabilir. İnşaat sektöründeki deprem kaynaklı yapay artışın süresiz olmaması, geleceğe dair büyüme hesaplarını da dikkatli yapmayı gerektirir. Döviz tarafında, ithal ürünlere olan talebin ve ithalat maliyetlerinin yüksek seyri cari açığı ve dolayısıyla döviz kurunu baskılayıcı bir etken olmaya devam edebilir.
Dünya Piyasalarına Etkisi: Türkiye'deki iç talep kaynaklı üretim zayıflığı, dünya metal ve hammadde fiyatları üzerinde sınırlı bir etki yaratabilir. Ülke, ana metal ve bazı kimya ürünlerinde hem bir üretici hem de net ithalatçı konumunda olduğu için, iç pazardaki gelişmeler küresel fiyatlara doğrudan yön vermekten ziyade, Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünü ve rekabet gücünü etkiler. Özellikle Çin ve Hindistan menşeli ürünlere olan talebin yüksek seyri, bu ülkelerin ihracat hacimlerini destekleyerek küresel talep dengesinde bir etki yaratabilir. Savunma sanayi siparişlerindeki artış ise ilgili global tedarikçiler ve ham madde piyasaları için olumlu bir talep unsuru olabilir.