Günün Konuları (154)
Türkiye'de Banka Mevduatları 32 Trilyon Lira Sınırını Geçti
Euro Bölgesi Büyüme Verileri Beklentilerin Üzerinde Geldi
Paranın rotası değişiyor: Yatırımcılar neye odaklanıyor?
KKM bakiyesindeki düşüş devam ediyor
TCMB'nin brüt rezervleri 162,6 milyar dolara çıktı
Küresel piyasalarda Fed ve Orta Doğu geriliminin etkileri
Dolar ve altın yatırımcıları: JPMorgan'dan Fed faiz takvimi için kritik güncelleme
ABD ham petrol stokları beklentilerin tersine sert düştü
Çin'den ABD'ye sert tepki: Robotlar "ulusal güvenlik riski" listesinde
Merkez Bankalarının Altın Alımları Beklentilerin Gerisinde Kaldı
JPMorgan, Fed'in faiz artışını öne çekebileceğini düşünüyor
Kazakistan'dan İngiltere'ye Yeni Gübre Taşıma Yolu
Toyota'nın Sakarya fabrikasında üretimi iki hafta durduracak bakım çalışması
Hindistan Merkez Bankası Rupiyi Korumak İçin Piyasaya Milyarlarca Dolar Sattı
Türkiye-Irak petrol hattı görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı ancak akış sürecek
İngiltere Merkez Bankası faizlerde hareket etmedi
Bankaların ilk 6 aylık kârı enflasyonu geçti
ABD mortgage faizleri son bir yılın zirvesine çıktı
TCMB'den Suriye'ye Finansal İşbirliği Adımı
Fed faiz kararını açıkladı: Politika faizinde değişiklik yok
Hakan Kara'dan Fed yorumu: 10 yıl sonra aynı sinyal
İzmir Ticaret Borsası'nda başkanlık dönemi bitiyor
Yükselen petrol fiyatları Japonya'nın büyüme beklentisini düşürdü
Katar, Hürmüz Boğazı riski nedeniyle ABD'den 33 LNG kargosu satın aldı
Japonya, otomobil motorları için gerekli iki önemli metalin tedarik yolunu değiştiriyor
Sanayideki Üretim Kayıpları İç Talebin Zayıflığıyla Derinleşiyor
Gıda sanayinde üretim yüzde 3.1 oranında azalmış olmasına rağmen firmaların fiyatlama gücünü koruması dikkat çekiyor. Sektörün öncü göstergeleri, 2025'in ikinci yarısından itibaren bir toparlanmaya işaret ediyor. Elektrik-elektronik sektöründe ise 2025 Temmuz'dan itibaren kapasite kullanım oranlarında yükseliş trendi başlamış durumda. Bu artış, büyük ölçüde savunma sanayine yönelik üretime odaklanan alt sektörlerdeki yoğun iç siparişlerden kaynaklanıyor.
Tekstil sanayinde yüzde 6'lık üretim kaybı sürerken, 2025'in son çeyreğinde birim başına reel ciroda baz dönemin üzerine çıkılması sektörde bir toparlanma potansiyeli olduğunu gösteriyor. Ancak süreç, fason ağırlıklı üretimi geriletip nitelikli ve markalı üretimleri ayrıştırdı. Giyim ve deri sanayinde ise tablo daha ağır; iki yıllık üretim kaybı yüzde 18'e ulaştı.
Kimya ve plastik sanayisi üretim baz yılının altında kalırken, ağaç ve kağıt sektöründe deprem bölgesinin yeniden inşası kaynaklı belirgin bir talep sıçraması yaşandı. Bu artış üretimi yukarı taşımakla birlikte, sadece deprem kaynaklı olması nedeniyle sektörün kırılgan yapısını vurguluyor.
Ana metal sanayisi 2024'teki kayıplarını telafi ederken fiyatlandırma gücü stabil kaldı. Ancak üretim artışına paralel olarak ithalatta da ciddi yükseliş gözlendi. Bu durum, Çin ve Hindistan menşeli ürünlerin iç piyasada yarattığı fiyat baskısının somut bir göstergesi. Makine ve metal sektöründe ise belirgin bir ayrışma var: Fabrikasyon metal üretimi verimlilik ve ihracatla büyürken, makine üretimi kronik kayıplar ve iç pazar erozyonuyla boğuşuyor.
İnşaat sektöründe deprem etkisiyle 2025'te üretim yüzde 17 gibi yüksek bir oranda artmış ve reel ciro güçlü seyretmiştir. Ancak konut piyasasına dair göstergeler temkinli; reel konut fiyat endeksindeki gerileme devam ediyor.
Piyasa Etki Analizi
Türkiye Piyasalarına Etkisi: Sanayideki bu yapısal üretim kayıpları ve iç talebin zayıflığı, şirket kârlılıkları ve büyüme beklentileri üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir. Özellikle tekstil, makine ve kimya gibi sektörlerdeki kayıplar, ilgili şirket hisselerini ve sektörel fonları olumsuz etkileyebilir. Bununla birlikte, gıda ve savunma sanayi gibi bazı alt sektörlerdeki toparlanma sinyalleri veya fiyatlama gücü, enflasyonla mücadele ve şirket marjları açısından destekleyici bir unsur olabilir. İnşaat sektöründeki deprem kaynaklı yapay artışın süresiz olmaması, geleceğe dair büyüme hesaplarını da dikkatli yapmayı gerektirir. Döviz tarafında, ithal ürünlere olan talebin ve ithalat maliyetlerinin yüksek seyri cari açığı ve dolayısıyla döviz kurunu baskılayıcı bir etken olmaya devam edebilir.
Dünya Piyasalarına Etkisi: Türkiye'deki iç talep kaynaklı üretim zayıflığı, dünya metal ve hammadde fiyatları üzerinde sınırlı bir etki yaratabilir. Ülke, ana metal ve bazı kimya ürünlerinde hem bir üretici hem de net ithalatçı konumunda olduğu için, iç pazardaki gelişmeler küresel fiyatlara doğrudan yön vermekten ziyade, Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünü ve rekabet gücünü etkiler. Özellikle Çin ve Hindistan menşeli ürünlere olan talebin yüksek seyri, bu ülkelerin ihracat hacimlerini destekleyerek küresel talep dengesinde bir etki yaratabilir. Savunma sanayi siparişlerindeki artış ise ilgili global tedarikçiler ve ham madde piyasaları için olumlu bir talep unsuru olabilir.