Günün Konuları
TCMB yastık altı altın düzenlemesini yürürlükten kaldırdı
JPMorgandan TCMB için yıl sonu faiz indirimi tahmini
Türk Eximbank bu yıl ihracatçılara 59 milyar dolarlık destek vermeyi hedefliyor
JPMorgandan Türkiye faiz indirimi sinyali: Eylül ayı için alan açıldı
Borsa Istanbulda altinin kilogram fiyati gunu yuksek artisla tamamladi
Euro Bölgesinde Ekonomik Aktivite Beklentilerin Üzerinde Artış Gösterdi
Tüketici Güven Endeksi Ağustosta Yükseldi Ama 100ün Altında Kaldı
ABD borsalarında sert satışlar
Altın ithalat kotası sektörü çökertiyor; hem iç piyasa hem ihracat zarar görüyor
Yabancıların TL carry trade pozisyonu yeni rekor kırdı
TCMB rezervlerinde dikkat çekici artış: Brüt rezervler mart ayından bu yana en yüksek seviyede
Merkez Bankası faiz kararı ne zaman açıklanacak?
Dolar Üç Aydır Görülmedik Düşüşte
Fed tutanakları: Enflasyon soğumazsa faiz artırımı masaya gelebilir
Altın ve gümüşte sert yükseliş: Ons altın 4.443 dolara tırmandı
Sıcak paraya vergi formülü geliyor: Kısa vadeli fonlarda kurumsal yatırımcılara stopaj gündeme gelebilir
Bakan Bolat: Döviz dönüşüm primi 1 Ekimden itibaren iki katına çıkarılacak
Türkiyenin kısa vadeli dış borcu çeyreklik bazda yüzde 2,5 yükseldi
Altın sert düşüşün ardından toparlandı, gözler Fed tutanaklarında
Türkiye, ABD tahvillerindeki yatırımlarını artırdı
Enflasyon riski büyüyor: Turizmde ucuzluk avantajı kaybedildi, sanayide yapay zeka dönüşümü acil
Ons altın 4.400 doların altına geriledi: Piyasada belirsizlik sürüyor
Opsiyon piyasasında Türk lirasına güven artıyor
Merkez Bankası piyasayı fonluyor mu yoksa kendisi mi borçlanıyor
Merkez Bankası Rezervleri Beş Ayın Zirvesinde
Merkez Bankası piyasayı fonluyor mu yoksa kendisi mi borçlanıyor
Bu haber bir gündem konusunun parçasıdır.
Bu haberdeki gelişmeler hakkında daha detaylı canlı analiz ve tahminlere ulaşın.
Ekonomi çevrelerinde sıkça duyulan bir iddia var: Merkez Bankası bankaları yüzde 40 faizle fonluyor. Bu ifade kulağa mantıklı gelebilir ama gerçekte durum tam tersi. Merkez Bankası son iki yıldır büyük ölçüde bankalardan borçlanıyor, bankalara borç vermiyor. Piyasada kalıcı bir likidite fazlası var ve Merkez Bankası bu fazla parayı sistemden çekmeye çalışıyor.
Şöyle düşünebilirsiniz: Merkez Bankası bankalardan döviz alıyor, karşılığında bankalara lira veriyor. Rezervleri artırmak ve döviz biriktirmek için yapılan bu işlem, sistemde fazla lila likiditesi oluşmasına neden oluyor. Merkez Bankası da o fazlalığı geri çekmek için bankalardan borçlanıyor. Yani bankaları fonlamıyor, aksine onlardan borç alıyor.
Peki zaman zaman bankalara borç veriyor mu? Evet, ama sadece geçici dönemlerde. Kurda büyük sıçramalar yaşanıp Merkez Bankası yüklü miktarda döviz sattığında, sistemden lira çekilmesi gerekiyor. İşte o durumlarda Merkez Bankası bankalara kısa vadeli borç veriyor. Kalıcı bir durum değil bu, geçici bir ihtiyaç.
Haziran 2023'ten bu yana net duruma baktığınızda, Merkez Bankası'nın bankalardan aldığı borç verdiği borçtan daha fazla. Yani net olarak borçlanan taraf Merkez Bankası.
Burada kafa karışıklığına neden olan teknik bir detay var. Merkez Bankası 2002 ortasından beri bir faiz koridoru kullanıyor. Bu koridorun alt sınırı Merkez Bankası'nın bankalardan borçlanma faizi, üst sınırı ise bankalara borç verme faizi. Koridorun içinde de haftalık repo faizi var. Amaç, bankaların kendi aralarında yaptığı kısa vadeli borçlanma faizlerinin bu koridorun içinde kalmasını sağlamak.
Merkez Bankası bankalardan borç alırken normalde kendi borç alma faizini kullanması gerekir. Yani yüzde 35,5 olan alt sınırı. Ama Merkez Bankası bunun yerine yüzde 40 olan borç verme faizini kullanıyor. Bankalardan borç alırken bile yüzde 40 üzerinden işlem yapıyor. Bu yüzden bazı yorumcular Merkez Bankası bankaları yüzde 40 ile fonluyor diyor ama aslında olan şey tam tersi.
Merkez Bankası neden böyle yapıyor? Bunun bir gerekçesi var. Kısa vadeli piyasa faizleri, mevduat ve kredi faizlerini doğrudan etkiliyor. Merkez Bankası enflasyonla mücadele için piyasa faizinin belirli bir düzeyde olmasını istiyor. Eğer yüzde 40 seviyesinde bir piyasa faizi enflasyon açısından uygunsa ve Merkez Bankası koridorun alt sınırını yüzde 40 olarak ilan ederse, üst sınırın daha yukarı çekilmesi gerekecek. Bu da faiz artırımı algısı yaratacak. Oysa Merkez Bankası zaten yüzde 40 ile işlem yapıyor, faiz artışı yok. Ama algıyı yönetmek kolay değil.
Bir de belirsizlik meselesi var. Bankacılık sistemindeki likidite fazlasının ne kadar kalıcı olacağı belli değil. Eğer yeniden döviz satışı gerekiyorsa, o fazla likidite hızla eriyebilir. Bu durumda Merkez Bankası'nın bankalara borç verme ihtiyacı tekrar doğabilir.
Tüm bunlar, Merkez Bankası'nın para politikasını nasıl yürüttüğüne dair kafa karışıklığını açıklıyor. Uzmanların bile bu konuda zorlanması, durumun ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.
Piyasa Etki Analizi
Merkez Bankası'nın bankalardan borçlanmaya devam etmesi ve likidite fazlasını kontrol altında tutmaya çalışması, kısa vadeli piyasa faizlerinin yüksek kalacağını gösteriyor. Bu durum mevduat ve kredi faizlerini de baskı altında tutmaya devam edecek. Merkez Bankası döviz rezervini artırırken lira likiditesini çekiyor, bu da kur üzerindeki baskı_managementi ile bağlantılı. Eğer gelecekte kurda ani bir sıçrama olur ve Merkez Bankası döviz satışı yaparsa, likidite ihtiyacı yeniden doğacak ve bu kez bankalara borç verme süreci başlayacak. O noktada piyasalar için yeni bir fiyatlanma gerekebilir.